Türküler, şarkılar…

Sigortacı Gazetesi

Pazar, 26 Mayıs 2019
Yazı Boyutu
  • increase font size
  • Default font size
  • decrease font size
Sigortacı Gazetesi M.Emin Özcan Türküler, şarkılar…


Türküler, şarkılar…

e-Posta Yazdır PDF

“Zeytinyağlı yiyemem aman/ Basma da fistan giyemem aman/ Senin gibi zalime/ Ben efendim diyemem aman!”
Hayatta en şaştığım türkülerden biri budur. Çünkü ben zeytinyağlı yemekleri çok severim. Basma fistan giyen kadınları da hiç yadırgamam. Ama zalimleri ve onlara efendim diyenleri elbette çok yadırgarım. Böyle farklı iki düşüncenin bir türküde buluşmuş olması hep şaşırtır beni…


***


“Manda yuva yapmış söğüt dalına/ Yavrusunu sinek kapmış gördün mü/Amanın amanın yandım/ Tiridine tiridine tiridine bandım/ Bedava mı sandın para verip aldım/ Tiridine tiridine tiridine bandım/ Bedava mı sandın para verip aldım.”
Çok severim; tam Einstein’in rölativite teorisine uygun bir türkü. Konu buraya gelmişken bir de Yunus Emre’nin “Çıktım erik dalına” şiirini aktarmakta yarar var:

 

“Çıktım erik dalına/ Anda yedim üzümü/ Bostan ıssı kaykıyıp/
Der ne yersin kozumu
(…)
Bir serçenin kanadın/ Kırk katıra yüklettim/ Çift dahi çekemedi
Şöyle kaldı kazını

Bir sinek bir kartalı/ Salladı vurdu yere/ Yalan değil gerçektir
Ben de gördüm tozunu
(…)
Balık kavağa çıkmış/ Zift turşusun yemeğe/ Leylek koduk doğurmuş
Baka şunun sözünü
(…)
Yunus bir söz söylemiş/ Hiçbir söze benzemez/ Münafıklar elinden
Örter mâ'na yüzünü”

Yunus Emre’nin 13 kıtalık bu güzel şiirini sizlere kısaltarak aktardım. Ama aktardığım dizelerdeki  “Mana”yı anlamak için “Arif’e tarif gerekmez” diye düşünüyorum…


***
Ben şarkıları fazlaca sevmem; Osmanlı müziğidir, ben cumhuriyet çocuğuyum. Ama başlığa şarkıları da koyduğumuz için bir de şarkı paylaşalım bari:
“Unutulmuş birer birer/ Eski dostlar, eski dostlar/ Ne bir selâm, ne bir haber
Eski dostlar, eski dostlar
Hayâl meyâl düşler gibi/ Uçup giden kuşlar gibi/ Yosun tutan taşlar gibi/ Eski dostlar, eski dostlar
Unutulmuş isimlerde/ Bilinmez ki nasıl, nerde/ Şimdi yalnız resimlerde/ Eski dostlar, eski dostlar.”

Son olarak, sözlerini rahmetli Yusuf Hayaloğlu’nun yazdığı çok sevdiğim bir türküyü aktararak bu ayki divanı kapatıyorum…

“Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım/ Bir asi rüzgâr olsaydım   olsaydım/ Arar bulur muydun beni beni/ Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Şu yangında har olsaydım olsaydım/ Ağlayıp bizâr olsaydım      olsaydım/ Belki yaslanırdın bana bana/ Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım olsaydım/ Yıkık perişan olsaydım     olsaydım/ Yine sever miydin beni beni/ Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Şu yarada kan olsaydım olsaydım/ Dökülüp ziyan olsaydım       olsaydım/ Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş/ Keşke bir yalan         olsaydım olsaydım”

Esen kalın…

 

altbanneraralik

Assist Line

Sigortacı Önemli İnternet Adresleri

İstatistikler

Üyeler : 13786
İçerik : 5611
İçerik Tıklama Görünümü : 11357281

  • Giriş Yap
  • Kayıt ol
    Kayıt Alanı
    *
    *
    *
    *
    *
    Doldurulması Zorunlu Alan(*)
  • Haftalık Bülten Almak İstiyorum

    new2016