Kuşlara mısır

Sigortacı Gazetesi

Cuma, 19 Temmuz 2019
Yazı Boyutu
  • increase font size
  • Default font size
  • decrease font size


Kuşlara mısır

e-Posta Yazdır PDF

Ayıptır söylemesi, Bodrum’dan yeni döndük. Yoğun geçen bir eğitim dönemi sonrası, artık bizim de tatil yapma hakkına sahip olduğumuzu düşünerek,10 günlüğüne Bodrum’a kaçıverdik.
Döndüğümden beri ağzıma bir şarkı takıldı. Şarkıyı MFÖ’den Mazhar söylüyor, sözler şöyle;

Nasıl anlatsam, nerden başlasam, mmmmm….
Bodrum Bodrum, Bodrum Bodrum.

Duygu, biraz duygu
Bütün istediğim buydu
Biraz deniz, biraz uyku
Bütün istediğim buydu
Bodrum Bodrum, Bodrum Bodrum.

Nasıl anlatsam, nerden başlasam
Kaç kişiydik o zaman bak
Kaç kişi kaldı şimdi
Bodrum Bodrum.

Şarkı bizim dilimize dolana dursun, bir de baktım bir köşe yazarımız; Yılmaz Özdil hafta sonu yazısında Bodrum’u anlatıyor. Yahu kardeş, dur yaramıza tuz basma, daha Bodrum’dan yeni döndük değerli abim.
Yazıyı muhtemelen siz de okumuşsunuzdur. Özdil, Bodrum’un dolmuş durağı ebadındaki havaalanından başlıyor, balık çiftliği görünümlü biiçleriyle devam ediyor, lafı günde 18 defa bikini değiştiren tikilerin, birbirlerine kankito diyen amcalara aşkito, totişko diye seslenmelerine getiriyor. İki dilim karpuzun 20 liraya kakalandığını, yabancı turist statüsünde gelen İngiliz muslukçu, Rumen kamyoncu ve Belçikalı amelenin ucuz diye kümes gibi pansiyonlarda kalıp, halk plajlarında domates ekmek yediklerini, para mara değil sadece çöp bıraktıklarını söylüyor.
Sonra, “Kardeşim madem böyle bir yer, ne işin var Bodrum’da?” diye soruyor. Sonra da kendi belirlediği gerekçelerle Bodrum’da olmasının sebeplerini sıralıyor.
Biz öyle çok Bodrum’culardan değildik. Son beş altı yıldır Bodrum sevdamız başladı. Mazhar’ın söylediği gibi; nasıl anlatsam, nereden başlasam bilmiyorum ama herhalde bizimkisi biraz deniz biraz uyku. Biz Bodrum’un içinden değil köylük yerindeniz. Onun için Özdil’in anlattıklarından fazlaca etkilenmiyoruz.
Özdil Bodrum’u İstanbul’un ilçesine benzetmiş. Dedim ya biz köylüğündeniz diye, onun için kısa bir süre de olsa kendimizi İstanbul’un curcunasından kurtulmuş sayıyoruz. Zaten öyle uzun süre de kalmıyoruz.
Belli bir süreyi aşarsak bu sefer dilime bir başka şarkı takılıyor: “Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım.” Müziği Şanar Yurdatapan’a ait olan şarkıyı ilk önce Melike Demirağ söylemişti. Daha sonra birçok sanatçı şarkıyı söyledi.

Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım
Püfür püfür bir vapurun yan tarafında
Şu anda İstanbul’da olmak vardı anasını satayım
Yeni Cami’de mısır atmak kuşlara
Köprüde balık ekmek yemek
Dolmuşa hadi gidelim demek
Ver elini Yenikapı ver elini Bebek,Tarabya
Şu anda oralarda olmak vardı ya
Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım
Boğaz’da köhne bir iskelenin yamacında
Tabakta kavun peynir
Kadehte buz gibi rakı
Dilimde yarı acı yarı tatlı bir şarkı
Şu anda İstanbul’da olmak vardı
Benim derdim dermanım bilen yok

İşte insanoğlu böyle bir mahlûkat. Nerede olmak istediğini kendisi de bilmez. İstanbul’da olsa Bodrum’u özler. Bodrum’da olsa İstanbul’u.  
Sanki her gün Yeni Cami’de kuşlara mısır atıyoruz anasını satayım.
Şimdiden Bodrum’u özledim bile. Benim derdim dermanım bilen yok…

 

altbanneraralik

Assist Line

Sigortacı Önemli İnternet Adresleri

İstatistikler

Üyeler : 13786
İçerik : 5611
İçerik Tıklama Görünümü : 11442907

  • Giriş Yap
  • Kayıt ol
    Kayıt Alanı
    *
    *
    *
    *
    *
    Doldurulması Zorunlu Alan(*)
  • Haftalık Bülten Almak İstiyorum

    new2016