Mail, nail ve zail

Sigortacı Gazetesi

Perşembe, 25 Nisan 2019
Yazı Boyutu
  • increase font size
  • Default font size
  • decrease font size


Mail, nail ve zail

e-Posta Yazdır PDF

Kendisiyle eskisi kadar sıkça görüşemiyoruz.  Oysa birkaç sene öncesine kadar günümüz beraber geçerdi. Aktif çalışma hayatımızın son yıllarını aynı işyerinde tamamladığımız için tüm günümüzü paylaşırdık. Şimdi ise sık sık bir araya gelme fırsatımız olmuyor.
Ergin Abi’den bahsediyorum; hepiniz tanırsınız Ergin Gediz’den.  Eskilerin dediği gibi ruberu, yani yüz yüze görüşemiyoruz ama gönlümüz yine beraber. Telepati yoluyla birbirimize ulaşamadığımız hallerde devreye internet giriyor. Böylelikle dostluğumuz klavyenin tuşlarında devam ediyor. Sağ olsun “mail”ler. Yüz yüze görüşme tadını vermiyorlarsa da hiç olmazsa dostlukların devamını sağlamaya vesile oluyorlar.
İlgisi yok ama “mail” deyince nedense aklıma Fuzuli’nin gazelinden dizeler geliyor. Ne demiş büyük Divan şairi;
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı?
Şair mealen sevgilisine şöyle sesleniyor: “Benim sana meylim falan yoktu; sen aklımı yok ettin. Benim bu halimi ayıplayan gafiller, acaba seni görseler beni ayıpladıklarından utanmazlar mı?”
Nedense sadece ses benzeşimi olan mail kelimesi bana Fuzuli’yi hatırlatıyor. Gerçek olan bir şey var ki o da bu mail trafiğinin aklımızı zail edecek boyuta geldiği…
Evet Ergin Abi’den bir mail aldım. Abim belki yazılarımdan birine konu olur düşüncesiyle bir kıssadan hisse göndermiş. Anlaşılan yazdığımız abur cuburdan konu sıkıntısı çektiğimizi hissetmiş, bize destek veriyor.
Emrin olur Ergin Abi. Biz de bir yandan yazımıza konu bulma fırsatını yakalarken, diğer yandan da seni anma mutluluğuna nail oluruz.   
Ergin Abi’nin mailinde konu edilen kıssadan hissede dört şeyin geri gelmediği: söyleniyor:
Atılan ok. Kaçırılan fırsat. Söylenen söz. Geçen zaman.
Mailin ikinci bölümünde ise şu nasihatler yer alıyor:
Tarlan varsa içinde ol.
Teknen varsa kıçında ol.
İşin varsa başında ol.
Eşin varsa yanında ol.
Mailin içeriği bundan ibaret. Şimdi bize düşen bunu yorumlamak, yani kısa yollu felsefe yapmak… Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.  Çok yaşa e mi Ergin Abi.
Hazır olun, saçmalamaya başlıyoruz. Bertrand Russell, “Filozof olmak isteyen saçmalıklardan korkmamalıdır” demiş. Amacımız filozof olmak falan değil ama bu saatten sonra saçmalamak hakkımız her zaman baki.
Geri gelmediği söylenen dört şeye ilaveler yaparak işe başlamak istiyorum. “Atılan ok”a ilaveten buraya “atılan oy” da eklenebilir.
Kaçan fırsat babında, “Beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi de, ben istemedim” diye diye evde kalan hanımlara sözüm var; e sen de isteseydin be kızım.
Söylenen söze sözüm yok; söz ağızdan çıkar. Ama buraya da bir ekleme yapmak isterim. Vücudumuzun başka bir yerinden çıkan gaz da buraya eklenmeli. Geçen zaman için ise diyeceğim; gerçekten “Öyle bir geçer zaman ki…”
Geçelim nasihatler bölümüne:
“Tarlan varsa içinde ol” diyor ya. Allaha şükür yok. Olsaydı halimiz perişandı. Ziraat erbabının durumu ortada, analarını alıp gittiler…
“Teknen varsa kıçında ol” Sözde bir teknemiz var, kontrplaktan. Ama hiç binemedik. Yaşımız ve kilomuz icabı içine sığmıyoruz. Bertrand Russel’ın sözüne kulak verip, “istediğimiz bazı şeylere sahip olmamak mutluluğun bir parçasıdır” diye avunuyoruz ve tekne sahibi gerçek dostlarımızın teknelerinin kıçında bu nasihati yerine getiriyoruz. Dostlar sağ olsun.
İşle ilgili bir şey yazmıyorum…
Yine Russell’ın “iyi bir evliliğin özü, eşlerin birbirinin kişiliğine saygı göstermeleridir” görüşüne uygun davranarak, 35 yıldan bu yana eşimizin yanında bulunuyoruz.
Umarım Ergin Abi’nin mailine dayanarak, kimsenin aklını zail etmeden, amacımıza nail olmuşuzdur.

 

altbanneraralik

Assist Line

Sigortacı Önemli İnternet Adresleri

İstatistikler

Üyeler : 13786
İçerik : 5611
İçerik Tıklama Görünümü : 11314653

  • Giriş Yap
  • Kayıt ol
    Kayıt Alanı
    *
    *
    *
    *
    *
    Doldurulması Zorunlu Alan(*)
  • Haftalık Bülten Almak İstiyorum

    new2016